-
Dedemin gözüyle günlüğünden Müge
Torun’um Müge Nihan Başöz 9.sevgili :)
Doğum yeri ve yılı : 5 nisan 1996-İzmir
Anne adı:Seval
Baba adı:Bülent
Sevgili Müge ansızın ailemize,içimize katılıverdi.Şu anda en sonda ama en başta oynuyor.Çünkü ailenin en küçüğü,en sevimlisi.Gönlümüzün günümüzün eğlencesi.Mügem daha 9-10 aylıkken bize inmeye başladı.Onu sevip okşuyor ve yukarıya anne babasına teslim ediyoruz.Müge küçüklüğünden ilginç olduğunu kanıtlıyordu.Bir yerlere tutunarak acayip şekilde oynuyordu.Kalçasını sallamasını bel kıvırmasını mükemmel beceriyordu.En büyük tutkusu bize gelince benim valizimi,defterlerimi karıştırıp neler olduğunu öğrenmek.Defterlerini tüm eşyalarımı benimser; bunlar hep benim dede derdi.1997 Nisan’ında yürümeye başladı.
Bugün 20 Mayıs 1997.Müge karşımda oynuyor.Ve de “bana baksana”der gibi seslerle beni uyarıyor.Hızlı hareketler ve tempo tutuyor.Çok mükemmel resimler çiziyor.En çok balık resmi yapıyordu.
Müge’nin kendine has kelimeleri;
-Su diyeceği zaman au au diyerek su ister
-Anneye(anni) babaya aynen baba
babaanneye(babadi) amcaya (emmi)
-Otur demek istediğinde; abadi
-Başına takılan bigudilere ; Dıgadi
Ve 29 Ekim 1997 de Atatürk demesini öğrendi.
Velhasıl Müge bir alem.Geleceği ümitli.
1997 Mayıs-Ekim
Yazan Deden Ali İhsan Başöz
-
-
Çok seviyorsun değil mi ? O bir şey anlatırken suratının her bir milimini incelemekten ne dediğini anlamıyorsun. Bu yüzden hep gülümsüyerek cevap veriyorsun. Bazen aptal olduğunu düşünüyor. Biliyorsun, umrunda olmuyor. Hem ona söylersen anlayabilir mi ki ? ”Seni izlemekten ne dediğini anlamıyorum. Gözlerin kelimelerini örtüyor. Dudakların. Parmakların. Saçların.” Kalabalıkta yürürken, ayrı yürümeyin diye omuzundan hafifçe tutarken neler hissetiğini. Gece başını yastığnın yerine, onun omzuna koymak için her şeyi verebiliceğini nereden bilebilir ki ? Onun kokusundan başka kokuyu istemediğini, burnunu sızlattığını. Yanına giderken binlerce kıyafet değiştirdiğini, en sonunda eline geçen ilk şeyi giydiğini. ”Nasıl gidiyor ?” diye sorduklarında ”Kötü gidiyor. Bilmiyor, hiçbir şeyi bilmiyor. Anlamıyor. Hissetmiyor. Öldüğümü göremiyor” demek yerine ”İyi gidiyor ” deyip geçiştirdiğini ve bunu derken içinde ne fırtınalar koptuğunu. Bazen yataktan kalkıp, bir bardak su niyetine onun fotoğraflarına baktıgını. Suzuluğunu giderdiğini. En mutlu anlarında yanında olmadığı için eksik hissetiğini. ”Hoşça kal ”dediği zaman korktuğunu, daha sonra ”Aslında hiç gelemedi ki ” korkunu yaşattırdığını. Kalbini istese, kalbini kanlı kanlı ellerine vereceğini.Canınla birlikte . Köpekler gibi özlediğini. Bagırcak kadar, kalbini ağrıtacak kadar özlediğini. Nerden bilebilir ki…
-
İnsanlar var çeşit çeşit;
bazılarına sarılmak
bazılarının gözlerine bakmak
bazılarını dinlemek
bazılarının dizine yatmak
bazılarının boynuna kafanı gömmek
bazılarıyla konuşmak
bazılarıyla tartışmak
bazılarıyla pasta yapmak
bazılarını özlemek
bazılarıyla el ele dolaşmak
bazılarıyla sabaha kadar içmek
bazılarını rüyanda görmek
bazılarını ailenle tanıştırmak
ve en çok da bazılarını gerçekten sevmek istersin…
-
Yağmur başladığında;
ben: Tanrım! yağmuru seviyorum.
Annem: çamaşırlaaaaaar !

(geldikmi gönderdi)
-
Ağlıyorsun..
Çünkü onu kaybettin.
Çünkü onu çok seviyordun.
Çünlü ona kendinden daha çok önem veriyordun.
Çünkü onun için herşeyi yapardın.
Çünkü bağlandın.
Çünkü canını acıtıyor.
Çünkü ne onu ne de yaşadıklarını unutabiliyorsun.
Çünkü rahatlıyorsun.
Çünkü başka bir yolu yok.
Çünkü kendini kaybettin.
Çünkü aptallaştın.
Çünkü vazgeçemiyorsun.
Çünkü aşıksın -

.
-
Bazinga!ahahah
-

Sheeeeeeeeeeeeeldon♥♥
-

Neden bira kapaklarında TEBRİKLER 1 BİRA KAZANDINIZ yazısını göremiyoruz? -.-
